Ben Kimim

Ben Kimim?

Ben kimim sorusu, hepimizin zihnini kurcalayan en önemli sorudur. Bir türlü karar veremeyiz. Ben kimim? Biri bana anlatsın, ben de kim olduğumu bileyim deriz. Bizi bize anlatacak kimseyi bulamayınca elimizdeki verileri inceleriz. Elimizdeki veriler; Anne-baba, sosyal çevre, genetik aktarımlar, bölgesel-ülkesel etkiler, örf-adet-ananeler, soy ağacı, astroloji, numeroloji, inanıyorsak eğer geçmiş yaşamlar, hatta tüm yaşanmışlıkları barındıran akaşik kayıtlar…

Bir panik yaşarız, hangisinden başlamalıyım, ne çok veri var benim kim olduğumu söyleyecek diyerek. Anne-baba incelemek çok heyecanlı gelmez. Bilinendir, gözümüzün önündedir. Sosyal çevre, içinde bulunduğumuz alandır. Onu da yok sayarız. Kendimiz için tasarlanmış büyük bir plan olduğuna inanır ve şifrelenmiş şekilde saklandığını düşünürüz. Bu nedenle tam detayını öğrenmek için uğraşmadan astroloji biliminin bize mistik geldiğini düşünürüz.

Burcumuzun özelliklerini öğrenmeye çalışırız. Burçlarda da kafamız karışır, ay burcu, güneş burcu, güneşin ve ayın etkileri, yükselenler. Doğum saatimizin tam olarak değerlendirilememesi gibi sorunlar ve sorular bırakmaz yakamızı. Daha profesyonel olan kişilerden yardım isteriz. Bilim dalını iyi kullanan eğitimcilere gideriz. Bir harita ile ve elimizde yorumlar ile ayrılırız oradan. Ancak bazen bir bakarız ki, aslında on yıl önce hayatta olmamamız gerekirmiş. Karar anları için önerilen gün ve saatlerde, çok farklı yerlerde oluruz. Hayatı o haritaya göre planlamaya çalışırken, tüm planın dışına atılırız. Aslolanın bilgiyi elde etmek değil onu özümsemek olduğunu kavrayana kadar zamanda kaybolur ve kendimizi öğrenememiş ve sorumuzu cevaplayamamış halimizle kalırız.

Biraz daha basitten başlamaya karar veririz sonra. Ülke topraklarının ve doğduğumuz, büyüdüğümüz şehrin yapısını inceleriz. Burada neler yaşandı, nasıl olaylara sahne oldu. Toplumun yapısı, inanmışlıkları ve adanmışlıkları neler? Biz bunların içerisinde nerelerdeyiz? Sonra alanı biraz daha küçültür, cadde, sokak, aile çevresinin yetkinlik ve yetkin olmayan yönleri içerisinde kayboluruz. Sadece çevremizi özümsemiş ve değerlendirmelerimizi yapmış, ben kimim cevabını bulamamış olarak çıkarız.

Bizi en iyi tanıyan arkadaşımıza sorarız. Ben kimim? O da bizi, kendine göre olan bakış açısında konumlandırır. Kendisiyle kıyaslayarak. Ondan daha iyi ve başarılı olduğumuz yönler. Ona göre sahip olduklarımız ya da olmadıklarımız. Kendimizi değil de onun bizi nasıl gördüğünü ve kendini nasıl tanımladığını anlarız. Buradan anne ve babamıza gideriz. Bize koşulsuz sevgiyi veren ve hayata adım atmamıza yardımcı olan çekirdek ailemize. Onlar da bize her alanda ne kadar iyi olduğumuzu, ancak bu alanlarda ilerlerken nelere dikkat etmemiz gerektiğini söylerler. Başarılarımızdan çok kendi öğrendikleri doğruları ifade ederek bizim yaşam alanımızı çizmeye çalışırlar. Tamamen bizi koruma ve gözleme amaçlı. Oradan da teşekkür ederek ayrılırız. İçimizi kemirmeye devam eder o soru ilk geldiği günkü haliyle. Ben kimim?

Bunu araştırmak için eğitimlere gitmeye, kendinizi bulmak için çaba harcamaya başlarsınız. Ta ki bir gün bu soruyu dışarıda aramanın gereksiz olduğunu, aynada baktığınız göz göze geldiğiniz kişinin her şeyi bildiğini anlayıncaya kadar.

O gün onunla konuşur ve kendi içinizde kendinizi nasıl tanımladığınıza bakarsınız. Aile, çevre, eş, dost, bölgesel etkiler, astroloji ne derse desin. Hayatta kendi isteğimiz ve seçimlerimizi yapma şansımız olduğunu hatırlarsınız. Çünkü yaşayan her canlıdan farklı olarak bizlerin karar verme ve seçim yapma gücümüz var. O noktadan sonra, ben kimim sorusunun seçimlerden ibaret olduğunu biliriz. Kendi içimize dönerek seçimlerimizi kontrol eder, kendi gücümüzü, kendimize kanıtlayarak ilerleriz.
Ben kim miyim?

Gelin anlatayım…

Yorumlar

Popüler Yayınlar